Yabancı Şirketlerin Türkiye’de İrtibat Bürosu Açma Süreci
Türkiye’de ticari faaliyet yapmaksızın pazar araştırması, temsil, teknik destek gibi faaliyetlerde bulunmak isteyen yabancı şirketler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı izniyle irtibat bürosu açabilirler. Bu sayfa, yabancı şirket irtibat bürosu açma şartlarını, gerekli belgeleri ve hukuki sorumlulukları özetlemektedir. TAN Müşavirlik olarak, irtibat bürosu başvurusundan vergi ve SGK işlemlerine kadar tüm adımlarda yanınızdayız.
İlgili Mevzuat
Bu mevzuat kapsamında;
- İrtibat büroları ticari faaliyet yapamazlar.
- İrtibat Bürosu yetkilisi, ticari teklif ve sözleşmeleri imzalayamaz.
- Türkiye’de açılan irtibat bürolarının gelir getirici herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığından kâr transferi talep etmeleri de mümkün değildir.
- İrtibat bürolarına ilk başvurularda, azami 3 yıl süre ile beyan edilen faaliyet kapsamında izin verilir. Daha sonra 5 yıl daha uzatılabilir.
- Faaliyet sürelerini uzatmak isteyen bürolar, faaliyet süresinin sona ermesinden önce Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne müracaat etmelidirler.
- Ticari faaliyet dışında Temsil ve ağırlama, kontrol ve denetim, Teknik destek, Haberleşme ve bilgi aktarımı, Bölgesel yönetim merkezi başlıklarında oluşan faaliyetleri yapabilirler.
- İrtibat bürolarının, yabancı sermaye mevzuatına göre ticari faaliyette bulunmaları yasak olduğundan bu büroların iktisadi faaliyetleri yakından takip edilmektedir.
- Genel Müdürlük süre uzatma taleplerini, büronun geçmiş yıl faaliyetleri, yabancı şirketin Türkiye’de geleceğe yönelik iş planı ve hedefleri, mevcut ve öngörülen harcama tutarı ile istihdam edilen personel sayısı çerçevesinde değerlendirerek yürütülecek faaliyetin niteliğine uygun şekilde süre verebilir.
- Pazar araştırması veya yabancı şirketin ürünlerinin ya da hizmetlerinin tanıtımını yapmak üzere izin alan büroların faaliyet süreleri uzatılmaz.
- İrtibat büroları, her yıl en geç Mayıs ayı sonuna kadar, geçmiş yıl faaliyetleri hakkında, Bilgi Formu doldurarak İlgili Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne E-TUYS üzerinden elektronik ortamda vermekle yükümlüdürler. İrtibat büroları bu işlem ve diğer değişiklikler için zamanında yetkililerinin hazırladığı faaliyet raporunu ilgili kuruma teslim eder.
İrtibat Bürosu Açma Şartları
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü, yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlere, Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla irtibat bürosu açma izni vermeye ve izin süresini uzatmaya yetkilidir.
Türkiye’de irtibat bürosu açılabilmesi için gerekli şartlar şunlardır:
Şirket statüsünde olmak
Türkiye’de irtibat bürosu açmak isteyen şahısların yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş olması ve kurulan tüzel kişiliğin şirket statüsüne sahip olması gerekmektedir.
Ticari faaliyette bulunmamak
Türkiye’de açılacak irtibat bürosunun Türkiye’de ticari faaliyette bulunmaması gerekmektedir.
İrtibat Bürosu Açmak için Gerekli Belgeler
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin eklerinden ulaşabilirsiniz (EK-6).
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin eklerinden ulaşabilirsiniz (EK-4).
İrtibat bürosu tarafından yürütülecek işlerin kapsamını ve büronun ticari faaliyet yürütmeyeceğine ilişkin taahhüdü içeren beyanname ve beyannameyi imzalayan yabancı şirket yetkilisinin imza yetkisini gösterir belgedir. Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin eklerinden ulaşabilirsiniz (EK-7).
Yabancı şirkete ait ve ilgili Türk Konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre tasdik edilmiş Faaliyet Belgesi’dir. (Konsolosluktan apostil şerhi)
Yabancı şirket hakkında hazırlanmış Faaliyet Raporu veya bilanço ve gelir tablosudur. (Konsolosluktan apostil şerhi)
İrtibat bürosunun faaliyetlerini yürütmekle görevli olarak atanan kişiye/kişilere verilecek yetki belgesi, . (Konsolosluktan apostil şerhi)
İrtibat bürosunun kuruluş işlemlerinin başka bir kimse aracılığı ile yürütülmesi durumunda vekâletname. (Konsolosluktan apostil şerhi)
MÜRACAAT AŞAMALARI:
- Başvuru dosyası hazırlanması: Yabancı uyruklu şirketten gerekli bilgi ve belgeleri teslim alındıktan sonra, yasal şartlara uyumluluk kontrolü yapılır. Evraklar Uygunsa Başvuru dosyası hazırlanır.
- Kuruluş izni alınması: Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Bakanlığı’ndan İrtibat bürosu kuruluş izni alınır.
- Vergi Mükellefi Olmaları: Vergi dairesinden kimlik numarası alınması ve irtibat bürosu için gelir vergisi (stopaj) yönünden mükellefiyet tesis edilmesi gereklidir. Personel ücreti, işyeri kirası. Ödemeleri ne dayanan vergileri muhtasar beyanname ile ödemeleri için vergi mükellefiyeti tescil ettirmelidir.
- Vergi Dairesine kayıt: İrtibat Bürosu Dar Mükellef olarak vergi dairesine kayıt olmalıdır.
- Tüzel Kişiler İçin Sicil Formu: Tüzel Kişiler İçin Sicil Formu doldurur. Bir örneğinin en geç 1 ay içinde Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne gönderir.
- Kira kontratı: İrtibat bürosu yetkilisi kuruluşunun tamamlanması için kira kontratını dilekçe ekinde kuruma teslim eder.
- Adres değişikliği: İrtibat bürosun yetkilisi adres değişikliği olması durumunda, yeni adreslerinin en geç 1 ay içinde ilgili kuruma bildirilmesi yükümlülüdür. Evrakı ilgili kuruma teslim eder.
İRTİBAT BÜROSUNUN YAPMASI GEREKENLER:
İrtibat bürosunun giderleri: İrtibat büronun geçmiş yıl harcamalarının yurt dışından, irtibat bürosu hesabına gönderilen dövizlerle karşılandığı Banka dekontları ile belgelenmesi için zamanında dosyalanmalıdır.
Yıllık faaliyet raporu: İrtibat büroları, her yıl en geç mayıs ayı sonuna kadar, geçmiş yıl faaliyetleri hakkında, Bilgi Formu doldurarak İlgili Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne vermekle yükümlüdürler
İRTİBAT BÜROLARININ TÜRKİYE’DE FAALİYET SÜRESİ:
İrtibat bürolarının azami 3 yıllık süre ile faaliyet izni verilir. İrtibat bürolarının süre uzatımlarında, geçmiş yıl faaliyetleri ile geleceğe yönelik plan ve hedefleri dikkate alınarak, her defasında azami 3 yıl süre uzatımı verilebilir.
İRTİBAT BÜROSUNUN ŞİRKET VEYA ŞUBE HALİNE GETİRİLMESİ:
Türkiye’de açılan irtibat bürolarının ticari faaliyette bulunmak istemeleri halinde şirket veya şube kuruluş prosedürleri yerine getirilmek kaydıyla şirket veya şubeye dönüştürülebilir.
İRTİBAT BÜROSUNDA PERSONELE YAPILAN ÖDEMELER:
- Gelir vergisi istisnası: Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretler gelir vergisinden istisnadır.
- Ödemenin yurtdışından karşılanması şartı: Personele yapılacak ücret ücretleri, ofis açılmasına ilişkin giderler, işverenin yurt dışındaki ana şirket tarafından karşılanacak ve döviz cinsinden Türkiye’ye gönderilecektir. Transferlerin ilgili personelin banka hesabına direkt olarak gönderildiğinin ispatı istenir.
- Saklanması ve sunulması zorunlu belgeler: Ücret ödemeleri, ofis için yapılan giderlerin döviz olarak yurtdışından gelmesi ve döviz bozdurma bölgesine dayanarak yapılması esastır. Bu şartların kontrolü için, banka dekontları, döviz alım belgeleri, yurt dışı transfer dekontları vb.) temini ve saklanması zorunludur.
- Damga vergisi kesintisi: Damga Vergisi Kanuna göre irtibat bürolarında çalışan personele yapılacak ücret ödemelerinden damga vergisi kesintisi yapılır ve muhtasar beyanname ile beyan edilerek yasal süresi içinde ödenmek zorundadır.
- Çalışanların Sigortalılığı: İrtibat bürolarında çalıştırılacak personel Sosyal Güvenlik yasası kapsamında sigortalı olmak durumundadır. İrtibat bürosu dar mükellef işveren statüsünü kuruma kaydettirmekle yükümlüdür.
- İşyeri bildirgesi: İrtibat büroları, işyeri bildirgesini sigortalı işe başlatılmadan önce ilgili Sigorta İl Müdürlüğü’ne bildirilmekle yükümlüdür.
İRTİBAT BÜROLARINDA DEFTER, KAYIT VE BELGE DÜZENİ
- Gelir ve kurumlar vergisi: İrtibat büroları ticari faaliyette bulunmadıkları müddetçe Gelir ve kurumlar vergisi, katma değer vergisi yönünden sorumlu değildirler
- Gelir elde edilmesi: Bankadaki paranın faiz gelirleri, büroya ait bazı taşınmazların kiraya verilmesi veya satılması gibi uygulamalarda gelir etme ile karşı karşıyadır. Bu gibi durumlarda ilgili kurumlara gerekli beyanname sunulmalıdır.
- Vergi açısından dar mükellefiyet: İrtibat bürolarını izlemek, kontrol altına almak gibi nedenlerle dar mükellef statüsünde mükellef olarak kabul edilmektedir.
- Gayrimenkul alımı: İrtibat bürolarının yasada belirtilen sınırlarda işlem yapması esastır. İrtibat bürosunun ayrıca gayrimenkul edinmesi amacını aşan bir faaliyet olarak değerlendirilir.
- Defter tutulması: İrtibat bürolarının dar mükellef olmalarına rağmen, yaptıkları harcamalarını ve bunlara bağlı vergi, harç vb. yurt dışındaki ana şirketten yaptıkları ödemelerini belgeleyebilmeleri için mükellefiyetlerini tescil ettirmesi ve defter tutma, belge düzenleme ve bunların saklanmasına özen göstermelidirler.
İRTİBAT BÜROLARININ FAALİYETLERİ
| Temsil ve ağırlama: (Yabancı şirketin sektörel kuruluşlar nezdinde ve ilgili organizasyonlarda temsil edilmesi, yabancı şirket yetkililerinin Türkiye’deki iş temaslarının koordinasyonu ve organizasyonu, bu kişilerin ofis kullanım ihtiyaçlarının karşılanması) | 5 yıl |
| Kontrol ve denetim: Türkiye’deki tedarikçilerin kalite ve standart açısından kontrolü, denetimi ve tedarikçi temini (Yabancı şirket adına üretim yaptırılan firmaların, yabancı şirketin kalite standartları çerçevesinde denetlenmesi, yabancı şirketin ürün ve üretici taleplerinin temini) | 5 yıl |
| Teknik destek: (Distribütörlere yönelik eğitim veya teknik destek sağlanması, tedarikçi üreticilere kalite standartlarını arttırmaları yönünde destek hizmeti sunulması) | 5 yıl |
| Haberleşme ve bilgi aktarımı: (Türkiye ile iş ilişkisi içinde bulunan yabancı şirkete iletilmek üzere piyasadaki gelişmeler, tüketici eğilimleri, rakip firmaların ve distribütörlerin satış durumları, distribütör firmanın performansı, vb. konulara ilişkin bilgilerin toplanması ve aktarılması) | 5 yıl |
| Bölgesel yönetim merkezi: (Yabancı şirketin, diğer ülkelerdeki birimlerine yönelik olarak; yatırım ve yönetim stratejilerinin oluşturulması, planlama, tanıtım, satış, satış sonrası hizmetler, marka yönetimi, finansal yönetim, teknik destek, AR-GE, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar hizmetleri, araştırma ve analiz, çalışanların eğitimi gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmeti sağlanması) |
10 yıl |
İrtibat Büroları Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu (DYYK’)na göre irtibat bürosu ticari faaliyette bulunamaz, bir diğer ifadeyle kazanç sağlayacak herhangi bir faaliyetle iştigal edemezler. İrtibat bürosunun faaliyette bulunabilecekleri işler sınırlı sayıda belirtilmiştir.
Bunlar:
Pazar araştırması yapmak, ana şirket tarafından sağlanan mal ve hizmetleri tanıtmak, tedarikçilerin kontrolü, teknik destek sağlamak, iletişim ve bilgi, bölgesel yönetim ve diğer hususlardır (DYYK m. 8/b).
İrtibat bürolarının faaliyetlerini, mevzuata ve izinlerinde belirtilen faaliyet konusuna uygun şekilde yürütüp yürütmedikleri, resen veya ilgili kurum ve kuruluşların yazılı bildirimleri üzerine Bakanlık tarafından denetlenebilir.
Yapılan denetim sonucunda, verilen iznin kapsamı dışında faaliyet gösterdikleri tespit edilen bürolara, fiilen yürütülen faaliyet için izin başvurusu yapmalarını teminen otuz gün süre verilir. Bu süre, haklı gerekçelerin varlığı halinde en fazla otuz gün daha uzatılabilir. Verilen süre sonunda başvuruda bulunmayan büroların faaliyet izni iptal edilir. Denetim sonucunda ticari faaliyet yürüttüğü tespit edilen büroların ise faaliyet izni iptal edilerek ilgili mercilere bildirilir (DYYK m. 8/d).
Faaliyetler ile ilgili detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz:
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yönetmeliği (DYY Yönetmeliği) 8/b maddesinde temsil ve ağırlama faaliyeti kavramı, “Yabancı şirketin sektörel kuruluşlar nezdinde ve ilgili organizasyonlarda temsil edilmesi, yabancı şirket yetkililerinin Türkiye’deki iş temaslarının koordinasyonu ve organizasyonu, bu kişilerin ofis kullanım ihtiyaçlarının karşılanması” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımda da belirtildiği üzere temsil ve ağırlama faaliyeti kavramı daha çok idari ve mali hukukla ilgili bir kavramdır. Dolayısıyla bu faaliyetler, özellikle de temsil kavramı, Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri ile düzenlenmiş olan temsil kavramı ile aynı anlamda değildir.
Yönetmelikte ifade edilen anlamda temsil, belirli bir mevkiin veya şirketin üçüncü kişiler nezdinde saygınlığını sağlamak ve korumak için yapılan eylemlerdir. Bu tür eylemlerin, üçüncü kişiler nezdinde söz konusu mevkide bulunan kişi ve şirket hakkında olumlu düşüncelerin oluşumunu sağlamak faydası da bulunmaktadır.
Ağırlama ise üçüncü kişilerin konuk olarak kabul edilip onların hoş vakit geçirmelerini ve belirli ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan faaliyetlerdir. Temsil ve ağırlama çoğu zaman iç içe giren kavramlardır ve bu nedenle uygulamada birlikte değerlendirilir. Bu nedenle DYY Yönetmeliğinde temsil ve ağırlamanın, yabancı şirketin sektörel kuruluşlar nezdinde ve ilgili organizasyonlarda temsil edilmesi, yabancı şirket yetkililerinin Türkiye’deki iş temaslarının koordinasyonu ve organizasyonu, bu kişilerin ofis kullanım ihtiyaçlarının karşılanması anlamında olduğu ifade edilmiştir. Bu faaliyet için ilk müracaatta 3 yıl, süre uzatmada ise 5 yıl süre için yeniden izin verilebilir.
Türkiye’deki tedarikçilerin kalite ve standart açısından kontrolü, denetimi ve tedarikçi temini irtibat bürosunun faaliyetleri arasındadır. Yabancı şirket adına üretim yaptırılan firmaların, yabancı şirketin kalite standartları çerçevesinde denetlenmesi, yabancı şirketin ürün ve üretici taleplerinin temini için ilk müracaatta 3 yıl, uzatma süresi 5 yıl olabilir.
Türkiye’deki irtibat bürosunun faaliyet alanlarından biri de, distribütörlere yönelik eğitim veya teknik destek sağlanması ile tedarikçi üreticilere kalite standartlarını arttırmaları yönünde destek hizmeti sunulmasıdır. Onarım ve teknik hizmetlerin kullanıcılara sunulması bu kapsam dışındadır. Yani irtibat bürosu bizzat kendi teknik personeli vasıtası ile bu hizmeti sunamaz. Uzatmada bu faaliyet için 5 yıl süreyle izin verilebilir.
Aynı şekilde irtibat bürosu, Türkiye ile iş ilişkisi içinde bulunan yabancı şirkete iletilmek üzere piyasadaki gelişmeler, tüketici eğilimleri, rakip firmaların ve distribütörlerin satış durumları, distribütör firmanın performansı vb. konulara ilişkin bilgilerin toplanması ve aktarılması işlerini ilk seferinde 3 yıl, süre uzatmada ise 5 yıl boyunca yürütebilecektir.
Yabancı şirketin, diğer ülkelerdeki birimlerine yönelik olarak; yatırım ve yönetim stratejilerinin oluşturulması, planlama, tanıtım, satış, satış sonrası hizmetler, marka yönetimi, finansal yönetim, teknik destek, AR-GE, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar hizmetleri, araştırma ve analiz, çalışanların eğitimi gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmeti sağlanması hizmetleri için, irtibat bürosu bölgesel yönetim merkezi olarak faaliyette bulunabilir. Bu kapsamda süre uzatma en uzun süreli yani 10 yıl olarak belirlenmiştir.
İRTİBAT BÜROSUNA GETİRİLEN KISITLAMALAR
Yatırımcılar, geçerlilik süresi boyunca yani ilk dönem için en fazla 3 yıl, sonraki uzatmalarda ise 5 ila 10 yıl süreyle yukarıda belirtilen konularda faaliyette bulunulduğu sürece bu ofisten herhangi bir kazanç elde edemezler.
Şubeden farklı olarak irtibat bürosunun kendine ait, yani tahsis olunmuş ayrı bir malvarlığı olmadığından, tüm organizasyon ve faaliyetleri ile gider ve masrafları yatırımcının yurtdışındaki ana şirketi tarafından finanse edilir. Ana şirket, temsilcilik için gerekli olan tüm ödemeleri kendisi sağlar.
Türkiye’de daha geniş bir işletme yelpazesine sahip olmak ve çeşitli ticari faaliyetlerde bulunmak isteyen şirketler bir şube veya iştirak açabilirler.
Türkiye’de irtibat ofislerinin personel istihdam etmesine izin verilir. Bu durumda, ek izinler gerekecek ve irtibat bürosu sosyal güvenlikten sorumlu olacaktır.
İRTİBAT BÜROSUNUN BENZER MÜESSESELERDEN FARKI
A) ŞUBE’DEN FARKI
İrtibat bürosuna benzer müesseselerin başında şube gelmektedir. Ticari bir işletmenin faaliyetleri bakımından bazen işletme merkezi yeterli olmamakta, organizasyon yapısı şubelerle büyümektedir. Şube kavramının TTK’da tanımı yoktur, ancak Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 118. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre şube: “Bir ticari işletmeye bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi içerisinde isterse başka bir sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai ve ticari faaliyetin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları” ifade eder.
Şube tanımından hareketle genel özellikleri incelenecek olursa, şube öncelikle şu dört unsuru taşımalıdır:
1) Şube merkeze bağlıdır. Şubeler iç ilişkide, yani idari açıdan merkeze bağlı birimlerdir. Merkez ve şube aynı gerçek veya tüzel kişiye aittir. Şubenin merkezden ayrı bağımsız bir tüzel kişiliği yoktur. Şubenin kar ve zararı veya şubenin işlemlerinden doğan hak ve borçları nihai olarak merkeze aittir. İrtibat bürosu bu bakımdan şubeye benzese de şubeden farklı olarak herhangi bir ticari faaliyette bulunması söz konusu değildir.
2) Dış ilişkilerde bağımsız hareket ederler. Şubeler merkezle aynı tür işi yaparlar ancak müşterilerle merkezden bağımsız bir şekilde işlemler gerçekleştirebilirler. Şubelerin merkezin yaptığı işlemlerin tümünü yapmaları gerekmez, aksine büyük çoğunluğunu yapması yeterlidir. Buna göre şubeler bağımsız bir ticari işletme değildir. Zira şubeler aynı gerçek veya tüzel kişiye ait olup iç ilişkide merkeze bağlıdır.
Bundan başka ticari temsilci, ticari vekil gibi çeşitli yönetim ve temsil yetkilerine sahip kişilerin faaliyetleri de ayrı bir ticari işletme değildir. Mümeyyiz küçük veya kısıtlı adına yürütülen ticari işletme de yasal temsilci için ayrı ve bağımsız bir ticari işletme faaliyeti değildir. İrtibat büroları ise merkeze bağımlıdırlar. Merkezin emir ve talimatı dışında herhangi bir işlem yapamazlar.
3) Şube, merkezle aynı şehirde, hatta merkezle aynı binada bulunsa bile ayrı bir yerinin (mekânın) bulunması gerekir. İrtibat bürosu işin doğası gereği yabancı ülkede bulunan merkezle farklı yerdedir. Bu özelliği ile şubeye benzemektedir. Ancak aynı yerde birden fazla şube açılması mümkün iken, yabancı bir şirketin irtibat bürosunun bulunduğu yer de yeni bir irtibat bürosu açılması söz konusu olmaz.
4) Merkezden ayrı muhasebesi olmalıdır. Şubelere ayrı bir sermaye tahsis edilmesi mecburi değildir27. Bununla birlikte şubeler ayrı bir yönetime sahip oldukları için kural olarak hesap ve defterleri merkezden ayrıdır. Bu sebeple her şubenin ayrı muhasebesi olmalıdır. Ancak şubenin muhasebe kayıtlarının şubeden veya merkezden tutulmasına bir engel yoktur. İrtibat bürolarının ise muhasebe kayıtları merkezden bağımsız değildir ve giderleri merkezden karşılanır. Bu unsurlar dışında şubelerle ilgili diğer düzenlemeler incelendiğinde, şubeler bulundukları yer ticaret siciline (TTK m. 40/3) ve bulundukları yerin sanayi ve ticaret odalarına (5174 sayılı Kanun m. 9) kaydolmak zorundadırlar. İrtibat büroları için böyle bir zorunluluk yoktur. Yine her şube, şube olduğunu belirterek merkezin ticaret unvanını kullanmalıdır. Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri ve unvanları merkeze gönderme yapılarak, bulundukları yerin müdürlüğüne tescil olunur (TTK m. 48/1). Merkezi yurt dışındaki işletmelerin Türkiye’deki şubeleri kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler merkezin bulunduğu ülke ile şubenin Türkiye’deki yerini de belirtmek mecburiyetindedirler. Ticari işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur. İrtibat büroları da irtibat bürosu olduğu belirtilerek merkezin unvanını kullanırlar. Bir diğer yönüyle, şubelere ticari temsilci atanabilir ve temsil yetkisi şube işleriyle sınırlandırılabilir. Ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi şartıyla bu sınırlandırma üçüncü kişilere karşı da geçerli olur. Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari temsilci atanması zorunludur. İrtibat bürosu yöneticisi her ne kadar müdür sıfatıyla anılsa da yetkileri irtibat bürosu ile sınırlıdır ve ticari temsilci gibi yasadan kaynaklanan temsil yetkisi kullanmazlar. Ayrıca, genellikle Türkiye’de yerleşik bir kişi seçilmekle birlikte böyle bir zorunluluk yoktur. İşletmenin devri halinde devrin kapsamına şube de dâhil olur. İrtibat büroları da benzer şekilde devrin kapsamına dâhildirler.
Şubenin yaptığı işlemlerden dolayı şubenin bulunduğu yerde de dava açılabilir ve icra takibi yapılabilir (HMK m. 14/1; İİK m. 50). Buna karşın iflas davasının mutlaka merkezin bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerekir (İİK m. 154). Merkezi yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında iflas takip ve davaları ise Türkiye’deki şubesinin bulunduğu yerde, birden fazla şubesi varsa merkez şubenin bulunduğu yerde açılacaktır.
Genel özellikleri açıklanan şubenin unsurları ve diğer özellikleri bakımından, irtibat bürosu kısmen şubeye benzese de, şube sayılamayacağı açıktır. Öncelikle her ikisinin de ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmaması benzerlik gösterse bile;
şube kanuni düzenleme gereğince merkezi temsil yetkisine sahiptir. Halbuki irtibat bürosunun böyle bir temsil yetkisi yoktur.
Öte yandan yabancı bir şirketin Türkiye’de açılan irtibat bürosunun, şubeden farklı olarak tescili gerekmez ve kuruluşu için asgari sermaye yatırılması zorunluluğu yoktur.
Yine irtibat bürolarının tüzel kişiliği olmadığından, davanın, yabancı şirket tüzel kişiliğine karşı açılması, aynı şekilde icra takibinin yabancı şirket tüzel kişiliğine karşı başlatılması gerekir. İrtibat ofisine karşı izafeten de olsa dava açılamaz, icra ve iflas istemi ile takip yapılamaz.
Ayrıca yukarıda açıklandığı üzere şube ana şirkete bağlı olsa bile, her şube bağımsız bir işyeri sayılır. Bu nedenle irtibat bürosundan farklı olarak, yabancı bir şirketin şubesi Türkiye’de ticari faaliyetler yürütebilir ve sözleşmeler imzalayabilir. Ayrıca irtibat bürosunun aksine, şubenin faaliyetlerinde herhangi bir kısıtlama yoktur. Faaliyetleri sadece, ana şirketin gerçekleştirdiği faaliyetlerle sınırlıdır.
B) ACENTE’DEN FARKI
Üretilen mal ve hizmetlerin işletmenin merkezi dışında, daha geniş bir çerçevede pazarlanabilmesini temin için tacirin ya bağımlı tacir yardımcılarının (pazarlamacı gibi) hizmetlerinden yararlanması ya da sürümü artırmayı düşündüğü yerlerde şube açması gerekir. Bu her iki yöntem de mali kaynak tahsisini gerektirir. Artan rekabet sonucu, ürettikleri mal ve hizmetleri işletme merkezi dışına daha kolay ve ucuz şekilde pazarlamak isteyen tacirler bağımsız tacir yardımcılarından olan acenteden yararlanmaya yönelmişlerdir.
Acente TTK m. 102-123 hükümleri ile düzenlenmiştir. TTK 102/1. maddeye göre: “Ticari mümessil (temsilci), ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente” denir. Özel tür acenteler hakkında da TTK’nın acenteliğe ilişkin hükümleri geçerlidir.
Buna göre acenteliğin belli başlı özellikleri şunlardır:
Acenteler bağımsız tacir yardımcılarıdır, acentelik ilişkisi bir sözleşmeye dayanmaktadır, acente belli bir yer veya bölge içinde faaliyetini yapar ve acente sınırları ve kapsamını müvekkili tacir ile önceden belirledikleri bir coğrafi alan içinde iş görür.
Uygulamada, bayi distribütör, dağıtıcı gibi adlar altında yapılan sözleşmeler çoğu zaman içeriği itibariyle hukuken acentelik ve acenteliğe akraba sözleşmelerdir.
Acentelik ilişkisinde tarafların hak ve borçları göz önüne alındığında acentelik sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen sürekli bir iş görme sözleşmesi olarak nitelendirilebilir. Bu sözleşmeye öncelikle TTK m. 102-123 hükümleri uygulanır. Bu hükümler yeterli olmadığı hallerde aracı acenteye simsarlık hükümleri; sözleşme yapan acenteye komisyon hükümleri uygulanır. Simsarlık ve komisyon hükümlerinde de boşluk halinde vekâlet hükümleri uygulanır (TTK m. 102/2). Acente tacir ve ticari işletme işlettiği ve acenteliği bu çerçevede yaptığı için gördüğü iş karşılığında ücret alır. Acente gerçek veya tüzel kişi olabilir. Faaliyetinin türü göz önüne alınmaksızın acenteliğin iki türü vardır Bunlar, aracı acente35 ve sözleşme yapan acentedir36. Acentelik ilişkisi süreklidir. Süreklilikten anlaşılması gereken sözleşmede öngörülen müddet için veya belirlenen zaman dilimi için acenteliğin devamlı yapılmasıdır. Acente faaliyetini meslek olarak yürütmektedir. Bu süreklilik unsurunun bir sonucudur. Acenteler acenteliği ana meslek olarak yapabileceği gibi yan meslek olarak da yapabilir.
TTK m. 105/2 gereğince, acentenin fiilen aracılıkta bulunduğu veya bizzat müvekkili namına akdettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Yani, davacı veya davalı olabilir, açılan davaya şartları varsa müdahil olarak katılabilir. Ticari mümessilliğin aksine, acentenin müvekkilini davada temsil edebilmesi için uyuşmazlığın, müvekkil ile müşteri arasındaki herhangi bir sözleşme veya ilişkiden doğması yeterli olmaz. Söz konusu sözleşmenin acentenin kural olarak bilfiil aracılık yaptığı veya müvekkili namına akdettiği bir sözleşme olması gerekir.
Görüldüğü üzere acente genellikle çalışma düzenini ve zamanını kendi belirleyebilen, bağımsız bir işletmesi ve organizasyonu olan gerçek veya tüzel kişilerdir. Acente müvekkili lehine, onu temsilen davacı veya davalı olabilmekte, açılan davaya şartları varsa müdahil olarak katılabilmektedir. Halbuki irtibat bürosu bağımsız bir konumda değildir ve yabancı şirketin emir ve talimatı altında faaliyet göstermektedir. Acentenin kullandığı yetkileri kullanması söz konusu değildir, yabancı şirketi davada temsil edemez. Dolayısıyla irtibat bürosu ile acente yetki, faaliyetin kapsamı ve temsil bakımından birbirinden farklı müesseselerdir.
İRTİBAT BÜROSUNUN TEMSİL YETKİSİ VE SORUMLULUĞU
İrtibat bürosunun faaliyetlerini yürütmek üzere kişi veya kişiler görev almakta veya istihdam edilmektedir. İrtibat bürosunun faaliyetlerini yürütmekle görevli olarak atanan kişi ve/veya kişilerle yabancı şirket arasında kurulan hukuki ilişki vekâlet sözleşmesine dayanabileceği gibi iş sözleşmesine de dayanabilir. İrtibat bürosunu idare eden kişiye müdür, genel müdür veya direktör olarak adlandırılabilmektedir.
İş Kanunun 2. maddesine göre, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. Bu sebeple İş Kanunu bakımından Türkiye’de kurulu bir irtibat bürosu işyeri kavramına dahildir. Zira yabancı şirket, irtibat büroları vasıtasıyla hizmet üretmektedir. Dolayısıyla İş Hukuku’nda işyerine ilişkin hükümler, irtibat büroları açısından hüküm ve sonuç doğuracaktır.
Bu durumda işverenin kim olduğunun belirlenmesi de önem taşır. İş Kanununa göre işveren işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara denir. Buna göre işveren sıfatı sadece gerçek kişilere ait olmayıp, ticaret şirketlerine, vakıf, dernek, sendikalara, devlet ya da kamu hukuku veya özel hukuk tüzelkişisine veya adi ortaklıklara da ait olabilir. DYYK’na göre yabancı yatırımcı, “yabancı ülkelerin vatandaşlığına sahip olan gerçek kişiler ile yurtdışında ikamet eden Türk vatandaşlarını, yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişileri ve uluslararası kuruluşları” ifade eder. Bu durumda Kanunda sayılan bu yabancı yatırımcılar, iş hukuku anlamında işveren olarak nitelendirilecektir. Burada kişileri istihdam eden irtibat bürosu değil, yurt dışındaki şirkettir. İrtibat bürosu işveren olarak kabul edilmez.
Sonuç Olarak :
1) İrtibat bürosu kendisine verilen yetkilerle sınırlı olduğundan yasal olarak yabancı şirketi temsil yetkisi, dolayısıyla tebligatı kabul yetkisi yoktur.
2) Tüzel kişiliği bulunmadığından ve yabancı şirketin yasal yetkili organı da olmadığından irtibat bürosunun dava ve davada taraf ehliyeti yoktur. Bir diğer deyişle irtibat bürosunun ne aktif, ne de pasif husumet ehliyeti yoktur. . Bu nedenle yasal olarak davanın yabancı şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerekir. Ayrıca irtibat bürosu yöneticisi dava ve hakem yargılamasına da taraf sıfatıyla katılamaz.
3) İrtibat bürosuna karşı icra ve iflas takibi başlatılamaz. Yabancı şirket adına başlatılan icra takiplerinde ise icra ya da ödeme emri irtibat bürosuna tebliğ edilemez. Böyle bir durumda usulsüz tebliğ nedeniyle icra işlemi iptal edilebilir.
Ancak yabancı şirkete usulüne uygun tebligat yapılabilmiş ve icra takibi kesinleşmiş ise irtibat bürosunun mal varlığı üçüncü bir kişi istihkak iddiasında bulunmadığı, üçüncü kişiye ait olduğu ispatlanmadığı sürece haczedilebilir. Zira irtibat bürosu kazanç sağlayıcı bir ticari faaliyetle iştigal edemediği için irtibat bürosunun kendisine ait bir malvarlığı yoktur. İrtibat bürosunun tüm masrafları yurtdışından gönderilen fonlarla finanse edilmek zorundadır. Bu sebeple de tüm malvarlığı aslında yabancı şirkete aittir, dolayısıyla (var ise) yabancı şirket borcu için haciz olunabilir.
4) İrtibat bürosunun dava ve taraf ehliyeti bulunmadığından, ticari vekil konumundaki irtibat bürosu yetkilisinin kendiliğinden yabancı şirketi temsilen arabuluculuk görüşmelerine katılıp, hukuken yabancı şirketi bağlayacak şekilde kabul veya ret konusunda görüş bildiremeyeceği, hatta arabuluculuk davetinin bile bizzat yabancı şirkete yapılması gerekir.
5) İrtibat bürosu yakın benzerlik gösterse bile şubeden farklıdır. İlk olarak her ikisinin de ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmaması benzerlik gösterse bile şube kanuni düzenleme gereğince merkezi temsil yetkisine sahiptir.
Hâlbuki irtibat bürosunun kanundan kaynaklanan bir temsil yetkisi yoktur.
Yabancı bir şirketin Türkiye’de açılan irtibat bürosunun, şubeden farklı olarak tescili gerekmez. Şubeye benzer şekilde kuruluşu için asgari sermaye yatırılması zorunluluğu yoktur.
Ayrıca açıklandığı üzere şube ana şirkete bağlı olsa bile, her şube bağımsız bir işyeri sayılır. Bu nedenle irtibat bürosundan farklı olarak, yabancı bir şirketin şubesi Türkiye’de ticari faaliyetler yürütebilir ve sözleşmeler imzalayabilir. Ayrıca İrtibat bürosunun aksine, şubenin faaliyetlerinde herhangi bir kısıtlama yoktur. Faaliyetleri sadece, ana şirketin gerçekleştirdiği faaliyetlerle sınırlıdır.
İrtibat bürosu acenteden de farklıdır. İrtibat bürosunun dava ehliyeti yoktur. Davada ve hakem yargılamasında taraf olamaz, aktif ve pasif husumet ehliyeti yoktur. Özel bir temsil yetkisi bulunmadığı durumda zorunlu arabuluculuğa yabancı şirketi temsilen katılamaz.
İrtibat bürosuna karşı icra takibi yapılamaz. İş hukuk bakımından işyeri olarak kabul edilir ve işe iade davaları bakımından dünya genelindeki işçi sayısı esas alınarak toplam işçi sayısı belirlenir. En başta ofisin kirasını ve çalışanların ücret ve SGK primlerini ödemesi gerektiğinden bir vergi kaydının açılması gerekir. Tüm masrafları yurtdışından finanse edildiğinden usulüne uygun olarak yabancı şirkete tebligat yapılmış olması kaydıyla icra takibi kesinleşmiş ise, yabancı şirketin borçları nedeniyle, irtibat ofisine ait malvarlığı haczedilebilir.
